 |
Hikayeler ve Espriler IV (25 Ağustos 2007)
Dekanlık fizik bölümüne bir yazı gönderdi:
Laboratuvar, pahalı ekipmanlar ve daha bilmem neler için size niye bu kadar çok ödenek ayırmam gerekiyor? Kendinize matematik bölümünü örnek alsanıza. Onların bütün istediği kalem, kağıt ve çöptenekesi. Daha da iyisi, felsefe bölümünü örnek alın: Onlar sadece kağıt ve kalem istiyorlar.
Mühendis felsefesi
Bir mühendis için evrendeki her şey şu iki kategoriden birine girer:
1. Tamir edilmesi gereken şeyler ve,
2. Bir kaç dakikalığına oynadıktan sonra tamir edilmesi gerekecek şeyler.
Mühendisler problem çözmeyi severler. Etrafta hazır problem yoksa kendi problemlerini kendileri yaratırlar. Normal insanlar bunu anlayamaz; onlar bozuk olmayan bir şeyin tamir edilmesine gerek olmadığına inanırlar. Mühendisler ise bir şey bozuk değilse onun henüz bazı özelliklerinin olmadığına inanırlar.
İş başındaki mühendisler
Mühendisler yeni bir aletin montaj talimatını okumaya gerek duymayan insanlardır. Montajı yapılacak aletin (stereo, VCR, camcorder, vs) kutusunu açtıklarında yapacakları ilk iş montaj ve kullanım talimatını bir kenara atmaktır. Sonra gerekli bağlantıları yaparlar ve düğmeler ve diğer kollarla oynarlar. Daha sonra alet tamire gittiğinde montaj ve kullanma talimatını okumak için yeterince bol vakitleri olacaktır.
Gecenin bir vaktinde çalan telefonla uyandı adam:
"-Alo?"
"-Orası üç yüz kırk iki - bin yüz onbir mi?"
"-Hayır, burası üç yüz kırk iki - onbir onbir."
"-Bin yüz onbir olmadığından emin misiniz?"
"-Tabi ki eminim, burası onbir onbir."
"-Ah, yanlış numara o halde. Gecenin bu saatinde uyandırdığım için özür dilerim."
"-Önemli değil, efendim. Nasıl olsa telefona cevap vermek için uyanacaktım."
Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu (tabi, bir Amerikan mahkemesinde):
"-Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız?"
"-Hayır."
"-Kalbini dinlemiş miydiniz?"
"-Hayır."
"-Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz?"
"-Hayır."
"-Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce adamın ölü olduğunda emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi?"
Tabibin sabrı taştı:
"-Pekala, şöyle söyleyeyim: Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir."
Bu nedir?
methionyl glutaminyl arginyl tyrosyl glutamyl seryl leucyl phenyl alanyl alanyl glutaminyl leucyl lysyl glutamyl arginyl lysyl glutamyl glycyl alanyl phenyl alanyl valyl prolyl phenyl alanyl valyl threonyl leucyl glycyl aspartyl prolyl glycyl isoleucyl glutamyl glutaminyl seryl leucyl lysyl isoleucyl aspartyl threonyl leucyl isoleucyl glutamyl alanyl glycyl alanyl aspartyl alanyl leucyl glutamyl leucyl glycyl isoleucyl prolyl phenyl alanyl seryl aspartyl prolyl leucyl alanyl aspartyl glycyl prolyl threonyl isoleucyl glutaminyl asparaginyl alanyl threonyl leucyl arginyl alanyl phenyl alanyl alanyl alanyl glycyl valyl threonyl prolyl alanyl glutaminyl cysteinyl phenyl alanyl glutamyl methionyl leucyl alanyl leucyl isoleucyl arginyl glutaminyl lysyl histidyl prolyl threonyl isoleucyl prolyl isoleucyl glycyl leucyl leucyl methionyl tyrosyl alanyl asparaginyl leucyl valyl phenyl alanyl asparaginyl lysyl glycyl isoleucyl aspartyl glutamyl phenyl alanyl tyrosyl alanyl glutaminyl cysteinyl glutamyl lysyl valyl glycyl valyl aspartyl seryl valyl leucyl valyl alanyl aspartyl valyl prolyl valyl glutaminyl glutamyl seryl alanyl prolyl phenyl alanyl arginyl glutaminyl alanyl alanyl leucyl arginyl histidyl asparaginyl valyl alanyl prolyl isoleucyl phenyl alanyl isoleucyl cysteinyl prolyl prolyl aspartyl alanyl aspartyl aspartyl aspartyl leucyl leucyl arginyl glutaminyl isoleucyl alanyl seryl tyrosyl glycyl arginyl glycyl tyrosyl threonyl tyrosyl leucyl leucyl seryl arginyl alanyl glycyl valyl threonyl glycyl alanyl glutamyl asparaginyl arginyl alanyl alanyl leucyl prolyl leucyl asparaginyl histidyl leucyl valyl alanyl lysyl leucyl lysyl glutamyl tyrosyl asparaginyl alanyl alanyl prolyl prolyl leucyl glutaminyl glycyl phenyl alanyl glycyl isoleucyl seryl alanyl prolyl aspartyl glutaminyl valyl lysyl alanyl alanyl isoleucyl aspartyl alanyl glycyl alanyl alanyl glycyl alanyl isoleucyl seryl glycyl seryl alanyl isoleucyl valyl lysyl isoleucyl isoleucyl glutamyl glutaminyl histidyl asparaginyl isoleucyl glutamyl prolyl glutamyl lysyl methionyl leucyl alanyl alanyl leucyl lysyl valyl phenyl alanyl valyl glutaminyl prolyl methionyl lysyl alanyl alanyl threonyl arginyl serine, n.
Cevap: Triptofan sintetaz A proteininin kimyasal adı; 1913 harfli ve 267 aminoasitli bir enzimdir.
Not: Aminoasitler arasındaki boşlukları ben koydum.
Baltik ülkeleri: Estonya, Latviya, and Litvanya
Kobaltik ülkeler: Almanya, Polanya, İsveç, and Finlandiya
Kimyacılar rastlayabileceğiniz en temiz insanlardır; tuvalete gitmeden önce bile ellerini yıkarlar.
Kimya laboratuvarında bir öğrenci potasyum hidroksit çözeltisi hazırlayacaktı. Büyük bir potasyum külçesini bir kova suya atmaya karar verdi. Hoca tam zamanında olayı fark ederek öğrencinin yanına yaklaştı ve ona ne yapmak istediğini sordu. Öğrenci ne yapmak istediğini söyleyince ona:
"-Potasyumu koymadan ÖNCE," dedi, "kovadaki suyu 5 dakika karıştırman gerekir."
"-Niçin?" diye sordu öğrenci.
"-Çünkü bu bana binadan kaçmak için gereken yeterli zamanı verecek."
Stephen Wright'tan:
* (Bir bardak suya işaret ederek) bunu bizzat kendim yaptım: İki hacim hidrojene bir hacim oksijen. Kimseye güvenmem.
* Vücudumuzn %98'i suymuş. Boğulmaya epey yakınız. (Taburedeki bir bardak suyu alarak) ben sınırda yaşamayı seviyorum.
* Bir miktar su tozu satın aldım, ama ona ne ekleyeceğimi bilmiyorum.
Nörobiyoloji dersinde hoca eldeki bir çok verinin sülüklerin incelenmesiyle elde edildiğini anlattıktan sonra ekledi:
"-Şimdi, çoğunuz sülüklerin iğrenç yaratıklar olduğunu düşünüyorsunuz. Ne var ki, bu yaratıklarla çalışan bir çok insan onlara epey düşkündür. Sülüklerin de sık sık araştımacılara bağlandıkları rapor edilmiştir."
Biyoloji sınavı sorusu:
Hayatı yaratınız. Cevabınızın gerekçesini belirtiniz.
Biyoloji hocası öğrencilerin kitaptan verdiği bölümü çalışıp çalışmadıklarını kontrol ediyordu.
"-Söyle bakalım, Ayşe," dedi, "vücuttaki hangi organ uyarıldığında 10 kat büyür?" Ayşe kızardı, bozardı.
"-Otur, evladım," dedi hoca, "Ali?"
"-Göz bebeği, hocam" dedi Ali.
"-Teşekkür ederim, evladım," dedi hoca ve Ayşe'ye döndü:
"1. Dersine çalışmamışsın.
2. Kalbin çok kötü.
3. Büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın."
Matematikçi ve mühendis bir fizikçinin verdiği konferanstaydı. Konferansın konusu 9, 12 ve daha da büyük boyutlu uzaylarda meydana gelen fiziksel proseslerle ilgili Kaluza-Klein teorileriydi. Matematikçi oturmuş ve konuşmayı zevkle dinlerken mühendis kaşlarını çatmış ve kafası karışmış bir haldeydi. Konuşmanın sonuna doğru mühendisin başı ağrıyordu. Konuşma bitince matematikçi ne kadar harika konuşma olduğu yorumunu yaptı.
Mühendis: "Bütün bunları nasıl anlayabiliyorsun?"
Matematikçi: "Bu prosesi hayal edebiliyorum."
Mühendis: "Nasıl oluyor da 9 boyutlu uzayda gerçekleşen bir şeyi hayal edebiliyorsun?"
Matematikçi: "Basit, olayı önce N boyutlu uzayda görüyorum, sonra N'yi 9'a gönderiyorum."
Filozof: "Süreklilik (continuum) hipotezinin çözümlenmesi bütün bilimde derin etkiler meydana getirecektir."
Fizikçi: "O kadar da değil. Fizik o tür mitsel temeller olmadan da yol alabilir. Bize sadece işe yarayan matematiği verin."
Bilgisayar Bilimcisi: "Kimin umurunda? Ne de olsa evrendeki her şey sonlu görünüyor. Ayrıca Pascal programlarımdaki böcekleri temizlemekle (debug) meşgulüm."
Matematikçi: "Boşverin bunları! Sadece formüllerinizin estetik bakımdan mümkün olduğunca hoş görünmesini sağlayın."
Avni: "Ne diyor bunlar yaaa!?"
Kimin mesleği en eski?
Doktor: "Cennette Havva'nın Adem'in kaburgasından yaratıldığını göz önüne alırsak, dünyanın en eski mesleğinin tıp olduğunu anlarız; çünkü bu tıbbi bir operasyondur."
Mimar: "Öyle diyorsun ama kaostan bir cennetin yaratılmasının daha eski olduğunu göz önüne alınca ilk mesleğin mimarlık olduğu anlaşılıyor."
Bilgisayar bilimcisi: "İyi de, kaosu kimler çıkardı?"
Bir bardak yarısına kadar kola dolu.
Matematikçi: "Bardağın yarısı dolu."
Fizikçi: "Bardağın yarısı boş."
Kimyacı: "Bardağın %48'i dolu."
Biyolog: "Sıvı çok az."
Mühendis: "Bardak fazla büyük."
Psikolog: "Gerçekleştirilememiş arzuları temsil ediyor."
Filozof kolayı içti ve bardağı bırakırken sordu: "Soru neydi?"
Geri Dön
|
Ana Sayfa
|
|
|