 |
Hikayeler ve Espriler I (25 Ağustos 2007)
Büyük matematikçi David Hilbert uçakla yolculuğun ilk zamanlarında kendiseçeceği herhangi bir konuda konuşma yapması için davet edilmişti. Onunseçtiği konu Fermat’nın Son Teoreminin Kanıtı idi.
Söylemek gereksiz ya, konuşma merakla bekleniyordu. Gelip konuşmasınıyaptı. Harika bir konuşmaydı, ama Fermat’nın Son Teoremiyle hiç bir ilgisiyoktu. Konuşma bittikten sonra biri niçin konuşmayla ilgisi olmayan birkonu seçtiğini sordu. Hilbert cevap verdi: "Oh, o sadece uçağın düşme ihtimalinekarşı bir tedbirdi."
Baba filmini seyredenler, filmde Baba’nın kullandığı şu deyimi mutlaka hatırlar:
"-Ona reddedemeyeceği bir teklifte bulunacağım."
Peki, Baba Don Vito Corleone bir matematikçi olsaydı bu lafı nasıl söylerdi?
"-Ona anlayamayacağı bir teklifte bulunacağım."
S: Bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeki hastalarla personel arasındaki fark nedir?
C: Hastalar iyileşir ve taburcu olurlar.
Psikiyatrın birinin her 1 hastasından 2 si çift kişilikliymiş.
(Acaba psikiyatrlar çok kişilikli hastalarından kişi başına mı ücret alıyorlar?)
Adam barda gördüğü güzel bir bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonundacesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve, "biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi. Kızbirden haykırdı: "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti vemasasına oturdu.
Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek, "Az önceki olay içinözür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanlarınnasıl davrandıklarını inceliyordum." dedi. Adam avaz avaz bağırarak cevapverdi: "Ne? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"
Adam vahşice dövülmüş ve parası çalınmıştı.Kaldırımda kendinden geçmiş ve yararları kanayarak yatıyordu. Yoldan geçenlerdönüp te bakmadılar bile. Kazara bakanlar da başlarını diğer tarafa çevirdiler.Derken bir psikologun yolu oraya düştü. Adamı görünce hemen yanına koştu,onu inceledi ve şöyle dedi: "Aman Allah’ım! Bunu kim yaptıysa acil psikiyatrikyardıma ihtiyacı var."
Sekreter psikologu interkomdan aradı:
"-Doktor, burada görünmez olduğunu sanan bir hasta var."
Psikolog cevap verdi:
"-Ona söyle, şimdi onu göremem."
Pauli Heisenberg’e şöyle sormuştu: "Şahsen inandığın bir tanrın var mı?"
Heisenberg cevap verdi: "Sorunu yeniden ifade edebilir miyim? Ben şu ifadeyitercih ediyorum:
Sen, ya da bir başkası, nesnelerin veya olayların, varlığı bütün şüphelerinötesinde gözüken merkezi düzenine, bir başka insanın ruhuna doğrudan ulaşabildiğingibi ulaşabilir mi? Ruh kelimesini yanlış anlaşılmamak için bilerek kullanıyorum.Eğer soruyu böyle sorarsan, cevabım evettir."
--Werner Heisenberg, Fizik ve Ötesi. New York: Harper & Row, 1971, Page 215.
Stanford’dan bir araştırma grubu, obsessif-kompulsifbozukluklar üzerine bir araştırma yapmak için katılımcı aradıklarınıilan etti. İlana ilgi muhteşem oldu. Daha 3 gün geçmeden 3,000 e yakıncevap gelmişti. ... ve hepsi de aynı kişi tarafından gönderilmişti.
The New England Tıp Jurnalinin raporuna göre,doktorların 10 da 9 u doktorların 10 da birinin salak olduğunu düşünüyormuş.
--Jay Leno
Elime bir eleman aranıyor ilanı geçti, aranızdan ilgilenenlere duyurulur. İlan aynen şöyle:
Eleman aranıyor.
Nükleer fizyon izotop molekül reaktif sayaçları ve3 fazlı siklotronik uranyum fotosentezleyici işinde çalışacak eleman aranıyor.
Deneyiminizin olması şart değildir.
Ve Buddha onlara dedi:
"Size benim kim olduğumu sorulduğunda, ne cevap vereceksiniz?"
Onlar dediler:
"Sen bizim varoluşumuzun temelindeki eskatalojik manifestasyonve bizim açıklanan öz benliğimiz bağlamının ontolojik temelisin."
Ve Buddha cevap verdi: "HA!?"
Zenophobia: Yakınsak dizilerden mantıksızca korku.
"Bazıları benim korkunç bir kimse olduğumu düşünüyorlar. Hiç bile! Bende birçocuk kalbi var: Masamda ve bir kavanozun içinde.
--Stephen King, 3/8/90
Biyolog dedi ki: "Ben yaşamın temel kurallarını inceliyorum."
Psikolog dedi ki: "Yaşamın temel kuralları sana hükmeder."
İşadamı dedi ki: "Ben ekonomiye hükmederim."
Ekonomist dedi ki: "Ekonominin kuralları senin işine hükmeder."
Mühendis dedi ki: "Evren benim denklemlerimin bir modelidir."
Fizikçi dedi ki: "Benim denklemlerim evrenin bir modelidir."
Matematikçi dedi ki: "Hiç umurumda bile değil."
Çantası çalınan kadın mahkemede olayı anlatıyordu. Sanığı göstererek şöyle dedi:
"-Evet, bu o! Onu gün gibi gördüm. Onun yüzünü her yerde tanıyabilirim."
Sanık yerinden fırladı:
"-Bayan, benim yüzümü nasıl görmüş olabilirsiniz? Yüzümde maske vardı!"
Kimya laboratuarında hoca, birinci sınıflarailk dersi yapıyordu. Elinde içinde sarı sıvı bulunan kap vardı.
"-Bir kimyacının öğrenmesi gereken ilk şey hiç bir şeyden iğrenmemektir.Bu kapta at sidiği bulunuyor. Atın diyabetik olup olmadığını anlamanınen basit yolu onu tadıp şeker tadı olup olmadığına bakmaktır."
Parmağını sıvıya soktu ve sonra ağzına götürüp yaladı.
"-Şimdi, denemek isteyen var mı?"
Her zaman olduğu gibi sınıftan bir kahraman kalkıp hocaya doğru ilerledi.Parmağını sıvıya soktu ve ağzına götürüp yaladı. Yüzündeki ifadeden anlaşıldığıgibi gerçekten at sidiğiydi. Öğrenci yerine dönüp oturdu.
Hoca tekrar konuştu.
"-Bir kimyacının bilmesi gereken ikinci şey de çok iyi gözleyip hiçbir detayı atlamamasıdır."
Sonra aynı deneyi tekrarladı. Orta parmağını sıvıya soktu ve işaretparmağını yaladı.
Albert Einstein bir defasında keman çalmayamerak salmıştı. Bir Haydn yaylı kuarteti üzerinde çalışıyordu. İkinci bölümdekikendi sırasını dördüncü kez de kaçırınca çellist ona şöyle dedi:
"-Senin sorunun ne biliyor musun, Albert? Sen saymayı bilmiyorsun."
Einstein aktif profesörlük yaparken bir öğrencisi ona şöyle dedi:
"-Bu seneki sorular geçen seneki soruların aynısı!"
"-Doğru," dedi yaşlı adam ve ekledi, "ancak bu sene bütün cevaplar farklı."
George Gamow’un Fiziği Sarsan 30 Yıl kitabındaanlattığına göre Niels Bohr’un odasında at nalı asılıymış. At nalının uğurgetirdiğine inanıp inanmadığı kendisine sorulduğunda şöyle dermiş:
"-Biliyor musunuz, uğur getirdiğine inanmasanız bile at nalı uğur getirebiliyormuş."
Hükümet matematik bilmeyenlere vergi koyacakmış. Ne kadar saçma! Sayısal lotobaşka ne işe yarıyor ki?
--Gallagher
Matematik öğrencilerinden bir tanesi kafayı yemiş. Kendisini diferansiyeloperatörü sanıyor. Kantinde,
"-Senin diferansiyelini alırım ulan! Senin türevini alırım ulan!"
diye dolaşıyor. Herkes kaçışıyor fakat bir öğrenci hiç yerinden kıpırdamıyor.
"-Ne o?" diyor, "Sen benden korkmuyor musun?"
"-Tabii ki korkmuyorum."
"-Niye korkmuyormuşsun bakayım?"
"-Ben ex'im."
"-Ama ben d/dy'yim."
Astronom Güneş tutulmasını izlemek için Afrika'ya gitmişti. Yamyamların eline düştü.Onu bir direğe bağladılar ve başına bir nöbetçi diktiler. Nöbetçiyle çat-pat konuşmayaçalıştı
"-Bana ne yapacaksınız?"
"-Seni yiyeceğiz."
"-Beni ne zaman yemeyi düşünüyorsunuz?"
"-Yarın öğle yemeğinde..."
"Harika!" diye geçirdi aklından astronom. Ertesi gün öğle üzeri Güneştutulması olacağını biliyordu. "Bunlara Güneş'e hükmedebilen bir tanrıolduğumu kanıtlayabilirsem paçayı kurtarırım."
"... ama biraz gecikebilir," diye devam etti nöbetçi, "çünkü yarın önemlibir gün. Öğle üzeri bütün kabile hep birlikte Güneş tutulmasını izleyeceğizde."
Bunu Metin Atçalıgönderdi.
3 işletmeci 3 mühendis:
(Mühendisler mi yoksa işletmeciler mi daha akıllı iddiasının bir ürünü)
Üç işletmeci ve üç mühendisin iş icabı trenle bir seyahate çıkmaları gerekir.Tren garına giderler. Üç işletmeci 3 bilet aldığı halde mühendisler tek bilet alır.İşletmeciler bunun sebebini sorduklarında mühendisler, "bekleyin ve görün," derler.
Trene binerler ve tren hareket ettikten bir süre sonra üç mühendis kalkıp hepberaber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra kondüktör gelir ve üç işletmecidenüç bileti alır. Tuvaletin önünden geçerken kapıyı tıklatıp, "bilet lütfen," der. Kapıaçılır ve bir el bileti uzatır. İşletmeciler bunu görürler. Taktiği kapmışlardır.
Dönüş yolculuğu için yine gara giderler. İşletmeciler bu sefer tek bilet almışlardır.Mühendisler ise hiç bilet almaz. İşletmeciler yine şaşırıp sebebini sorduklarındamühendisler yine bekleyip görmelerini söylerler. Bir süre sonra yolculuk başlar.
Önce işletmeciler kalkıp bir tuvalete girer. Ardından da mühendisler karşısındakituvalete. Kondüktörün gelmesine yakın bir mühendis çıkıp karşı kapıyı tıklar ve"bilet lütfen," der. Açılan kapıdan bir el bileti uzatır. Bileti alan mühendis diğer tuvaletegeri girer!
Geri Dön
|
Ana Sayfa
|
|
|