 |
Vaiz: Bilge Peygamber Süleyman'ın sözleri (25 Ağustos 2007)
- Her şeyin boş olması.
Davud'un oğlu, Kudüs kralı Vaiz'in sözleri.
Boşların boşu, diyor Vaiz, boşların boşu;
Her şey boş. İnsan güneşin altında çektiği onca zahmetten ne elde etti?
Bir nesil gider ve bir diğeri gelir, ve yeryüzü sürekli var olur.
Güneş de doğar, sonra batar ve yeniden doğduğu yere doğru acele eder.
Rüzgar güneye doğru eser, sonra kuzeye döner; ve aynı dönüşlere yine başlamak üzere daima döne döne gider.
Bütün nehirler denize koşar, fakat deniz dolmaz; nehirler yöneldikleri yere daima yine yönelirler.
Her şeyin insanın sayabileceğinden fazla işi vardır; göz görmekten bıkmaz, kulak işitmekten yorulmaz.
Olmuş olan olacak olandır; yapılmış olan yapılacak olandır; güneşin altında yeni bir şey yoktur.
"Bak, bu yeni" denilen herhangi bir şey mi var? O şey gecen yüzyıllar boyunca zaten vardı.
Eski zamanlardaki şeyler akılda kalmaz; ardı sıra izleyen şeyler de daha sonra gelenlerin hatırında kalmayacak.
-Bilginin boş olması.
Ben, Vaiz, Kudüs'e kral oldum,
ve kalbimi, göğün altında olup biten her şeyi bilgiyle aramaya ve incelemeye adadım: Allah'ın insanoğullarına yorulup tükenmeleri için verdiği tefekkür meşguliyeti.
Güneşin altında olup biten her şeye baktım; hepsi de boştur ve rüzgara karşı koşmaktır.
Bozulan bir şey düzeltilemez; kaybolan bir şey sayılamaz.
Kendi kendime dedim ki: "İşte Kudüs'te benden önce hüküm sürenlerin hepsinden daha fazla bilgi elde ettim." Evet, kalbim çok bilgi ve çok bilim sahibi oldu.
Kalbimi bilgiyi tanımaya, aptallığı ve ahmaklığı bilmeye adadım, bunun da rüzgara karşı bir koşu olduğunu gördüm.
Çünkü nerede çok bilgi varsa, endişe de vardır; kim de bilimini artırırsa kederini artırır.
-Lezzetler ve zenginlikler mutluluk sağlamaz.
Kalbime dedim ki: "Haydi! Seni zevklerle denemek istiyorum, lezzeti sen de tadacaksın!" İşte bu da boştur.
Gülme için dedim ki, "aptallık!" zevk için dedim ki, "neye yarıyor?"
İnsanların yaşadıkları günlerinin sayısı süresince, göğün altında karşılaştıkları şeylerin iyi olduğunu görene kadar, bedenimi şarabın cazibelerine terk etme ve kalbimin bana bilgece rehberlik yapacağına güvenerek te, kendimi aptallığa bırakma kararını kalbime koydum.
Bazı büyük işler üstlendim; kendime nice evler yaptım; nice üzüm bağları yetiştirdim,
nice parklar ve bahçeler yaptım ve her tür meyveli ağaçtan nicelerini diktim,
agaçların büyüdüğü ormanı sulamak için nice havuzlar inşa ettim,
erkek ve kadın köleler satın aldım, evde doğmuş nice kölelerim vardı; ayrıca Kudüs'te önümde duran herkesinkinden daha fazla ve çok sayıda koyun ve davarlarım vardı;
gümüş, altın ve kral ve prenslerin zenginliklerini topladım; erkek ve kadın nice sarkıcı ve insan oğullarının hoşuna gidecek kadınlardan nicelerini temin ettim.
İşte böyle çok fazlaydı ve Kudüs'te önümde duran herkesinkinden baskındı; ayrıca bilgim de daima benimleydi.
İstedikleri hiç bir şeyi gözlerimden esirgemedim; kalbimi hiç bir zevkten mahrum etmedim; çünkü kalbim benim her işimden neşeleniyordu, ve bu benim her işimden bana düşen mükafattır.
Sonra, ellerimin yaptığı bütün işleri ve onları yaparken çektiğim bütün zahmetleri gözümün önüne getirdim, işte hepsi boştu ve rüzgara karşı bir koşuydu ve güneşin altında hiç bir fayda sağlamıyor.
Sonra bilgi, aptallık ve ahmaklığı incelemeye koyuldum. Bu konuda muvaffak olmak için insan ne yapmalıdır? Şimdiye kadar yapılmış olan nedir?
Gördüm ki, ışığın karanlıklara üstün olması gibi bilginin de aptallığa üstünlüğü vardır.
Aptal kişi karanlıklarda yürürken bilge kişinin başında gözleri vardır; ancak yine de fark ettim ki her ikisi de aynı kadere sahiptir.
Bunun üzerine kalbimden şöyle dedim: 'Aptalın başına gelen benim de başıma gelecek, öyleyse böyle bilgeliğe sahip olmak niye? Ve kalbimden dedim ki bu da boştur.
Zira, ne bilge ne de aptal sonsuza kadar hatırlanmaz; yine, gelecek günlerde, hepsi de zamanla unutulacak. Ne yazık ki, bilge de aptal gibi ölür!
Böylece hayattan nefret ettim, çünkü her şeyin ve boş rüzgara karşı bir koşu olmasından dolayı güneşin altında olup biten her şey benim için menfur oldu.
Güneşin altında çektiğim bütün zahmetlerden ve zevkini çıkarmayı benden sonra gelecek olana bırakmak zorunda olduğum şeylerden nefret ettim.
Onun bilge mi yoksa aptal mı olacağını kim bilir? Yine de, güneşin altında zahmet ve bilgelikle gerçekleştirdiğim bütün işlerin sahibi olacak. Bu da boştur.
Böylece, güneşin altında çektiğim bütün zahmetlere ait kalbimdeki her ümidi kaybetme noktasına geldim.
Zira, işte bilgelikle, zekayla ve başarıyla çalışmış ve emeklerinin meyvesini, karşılığında hiç bir zahmet çekmemiş birine miras yoluyla bırakacak olan bir adam! Bu da boştur ve büyük bir şerdir.
Aslında insan, güneşin altındaki bütün emeklerinden, kalbindeki endişelerinden ve bu kadar zahmete mal olan her şeyden ne elde etti?
Bütün günleri acıdan başka bir şey değildir, meşguliyetleri ıstıraptan başka bir şey değildir; gece bile kalbi rahat değildir. Bu da boştur.
İnsan için yemekten, içmekten ve çektiği zahmetlerin ortasında iyi oluşuyla ruhunu neşelendirmekten daha iyi bir şey yoktur; ancak bunun da Allah'ın elinden geldiğini gördüm.
Aslında Onsuz kim yiyebilir veya sevinebilir?
Zira Allah insana kabul etmekten memnun olacağı bilgi, zeka ve zevk gibi şeyleri verdi; ancak günahkara, daha sonra hepsini Allah'ın gözlerinde iyi olanlara teslim etmeleri için, toplamak ve biriktirmek vazifesini verdi. Bu da boştur ve rüzgara karşı bir koşudur.
- Her şey için Allah tarafından belirlenmiş bir vakit vardır.
Her şeyin vakti vardır, göğün altında her şeyin zamanı vardır:
doğmak için bir vakit ve ölmek için bir vakit; ekmek için bir vakit ve ekileni biçmek için bir vakit;
öldürmek için bir vakit ve tedavi etmek için bir vakit; yıkmak için bir vakit ve inşa etmek için bir vakit;
ağlamak için bir vakit ve gülmek için bir vakit; matem için bir vakit ve dans için bir vakit;
taşları saçmak için bir vakit ve onları toplamak için bir vakit; kucaklamak için bir vakit ve kucaklamalardan kaçınmak için bir vakit;
aramak için bir vakit ve kaybetmek için bir vakit; muhafaza etmek için bir vakit ve dağıtmak için bir vakit;
sökmek için bir vakit ve dikmek için bir vakit; susmak için bir vakit ve konuşmak için bir vakit;
sevmek için bir vakit ve nefret etmek için bir vakit; savaş için bir vakit ve barış için bir vakit.
Çalışan kişi zahmetinden ne elde etti?
Allah'ın insanlara verdiği meşguliyetlerin onların yorulmaları için olduğunu gördüm.
Allah her güzel şeyi vaktinde yapar; insanların Allah'ın yaptığı işleri baştan sona kadar anlayamamalarına rağmen O onların kalplerine ebediyet düşüncesini de koymuştur.
Gördüm ki, onlar için hayatları boyunca sevinmek ve iyilik elde etmekten iyi bir şey yoktur,
Ancak bir insan bütün işlerinin ortasında yiyor, içiyor ve iyi olmakla seviniyorsa bu Allah’ın bir hediyesidir.
Gördüm ki, Allah’ın yaptığı her şey her zaman içindir, ona eklenecek hiç bir şey, ondan eksiltilecek hiç bir şey yoktur; Allah onları insanlar ondan korksunlar diye böyle yaptı.
Var olan zaten önceden vardı, var olacak olan hep var olmuştu, ve Allah daima geçmiş olanı geri getirir.
Yine güneşin altında gördüm ki, muhakeme için kurulmuş yerde kötülük var ve adalet için kurulmuş yerde kötülük var,
kalbimden dedim ki, "Allah adil olan için de kötü olan için de hüküm verecektir, çünkü her türlü fiil için bir muhakeme vakti vardır ve belirlenmiş bir yerde her iş muhakeme edilecektir."
Kalbimden dedim ki, "Bu insan oğulları yüzündendir, Allah’ın onları bir imtihana tabi tutmuş olması ve kendilerinin hayvan olmadıklarını görmeleri için böyledir."
Çünkü insan oğullarının payına düşen hayvanların da payına düşüyor; onlara da ötekilere de aynı kader çarpar, biri nasıl ölürse diğeri de öyle ölür; hepsinde aynı nefes (?) var, insan hayvandan hiç bir şekilde üstün değildir; çünkü hepsi boştur.
Hepsi aynı yere girer; hepsi topraktan geliyor ve hepsi toprağa dönüyor.
İnsan ruhunun yukarıya çıktığını ve hayvan ruhunun aşağıya toprağa indiğini kim biliyor?
Bundan dolayı gördüm ki, insan için işini tamamlamakla sevinmekten daha iyi bir şey yoktur; böylesi onun payıdır; çünkü kendisinden sonra gelecek olanlardan faydalanması için onu kim döndürecektir?
Geri Dön
|
Ana Sayfa
|
|
|