kişisel web sayfası, yazılar, yorumlar, makaleler, özgeçmiş
her şey hakkında bir şey veya bir şey hakkında hiç bir şey...

Kuyudaki Adam (25 Ağustos 2007)


Koca ormanda tek başına idi Brahman. Önünde ağaçlardan bir duvar vardı. Bulutlarla öpüşen ağaçlar. İlerleyemiyordu artık. Canavarlar kuşatmıştı dört bir yanını ... uluyan, çığlık atan, kükreyen canavarlar. Yama bile görse korkardı onları, Ölüm Tanrısı Yama. Soğuk terler boşandı vücudundan Brahmancığın; belki bir sığınak bulurum diye sağa sola koştu. Bir ölüm çemberi içindeydi Brahman. Orman tuzaklarla doluydu. Korkunç bir acuze onu kucaklamaya çalışıyor, beş başlı yılanlar etrafında şaha kalkıyordu.
Kör bir kuyu vardı ormanda, sarmaşıklarla çepeçevre. Hazretin ayağı takıldı sarmaşıklara, kapaklandı. Dalından sarkan olgun bir meyve gibi baş aşağı asıldı kaldı. Zavallı Brahman, bir de ne görsün? Kuyunun dibinde bir ejder yok mu? Felaket tek başına gelmez ki! Beyazlı siyahlı koca bir fil kuyuyu gölgeleyen ağacı kucaklıyordu. Altı yüzlü, on iki ayaklı idi fil. Ağacın dallarında bir kovan. Arılar rengarenk, arılar korkunç. Uçuşan, vızıldayan, bal yapan. Dallarda süzülen balları iştahla yalamaya başladı Brahman. Gözleri ne fili görüyordu artık, ne ejderi.

Ağacı beyaz ve siyah fareler kemiriyordu. Keyfi yerinde idi Brahman'ın. Ne kocakarıyı düşünüyordu, ne canavarları. Ağaç üstüne devrilecekmiş ... umurunda değildi.

Kurtuluş sırrına erenlerin anlattığı bir mesel bu. Cangıl: Bizi kuşatan yeniden-doğuşlar. Aşılmaz duvar: Hayat. Canavarlar: Hastalık. Kocakarı: İhtiyarlık. Kuyu Bedenimiz. Dipteki ejder: varlıkları yutan zaman. Sarmaşık: Ümit. Altı yüzlü, on iki ayaklı fil: Sene. Yüzleri: Mevsimler. Ayakları: Aylar. Ağacı kemiren beyaz fareler: Günler. Siyah fareler: Geceler. Arılar: Arzularımız. Bal: Hayattan aldığımız haz.

İşte yaşama çemberini kıramayanların hali.



Geri Dön | Ana Sayfa
 
Son güncelleme: 29 Ağustos 2008 23:16
Bu sayfadaki içeriği izinsiz kopyalayan eşek kulaklıdır.
© Ali AYEN Ankara - 2007