 |
20. Yüzyılın Bilgeliği II (25 Ağustos 2007)
Seninle benim aramızdaki fark? Ben yakıştırıyorum (giydiği siyah takımdan söz ediyor).
--Will Smith (Siyah Elbiseli Adamlar)
Artık "sistemin" parçası değilsin. Biz sistemin üstündeyiz. Onun üzerinde. Onun ötesinde.
--Tommy Lee Jones (Siyah Elbiseli Adamlar)
Yedi ölümcül günah vardır: Oburluk, öfke, hırs, kıskançlık, atalet, kibir ve şehvet.
--Morgan Freeman (Yedi)
Quaid, reaktörü çalıştır, Mars'ı kurtar.
--Mutant Quota (Total Recall)
Gelecek kimseye söz verilmedi.
--Clint Eastwood (Mutlak Güç)
Orada aşağıda bir şey var. Biz olmayan bir şey ... biz olmayan, insan değil, anlıyor musun? İnsan olmayan, fakat zeki.
--Mary Elizabeth Mastrantonio (The Abyss)
Sana kişisel kölem olarak sahip olmaya alışabilirdim.
--Elizabeth Taylor (X, Y, and ZEE)
O herşeyde güzellik görür, özellikle bokta.
--Michael Caine (X, Y, and ZEE)
-Nasıl ölmek istersin?
-Yaşlanarak.
--Boris Karloff ve Lou Costello (Abbott and Costello Meet the Killer)
Yapacağın en son şey olsa da intiher edeceksin.
--Boris Karloff (Abbott and Costello Meet the Killer)
Başına gelebilecek en iyi şey ... endüstriyel bir kazadır.
--James Belushi (Dün Gece Hakkında)
Bak, evlenmek istemiyorum, çocuk istemiyorum, bağlanıp kalmak istemiyorum! Mutlu değilim, artık ... seni de sevmiyorum ... .
--Rob Lowe (Dün Gece Hakkında)
Baylar ... hükümetlerinizde daima yasaların üzerinde kimseler olacaktır.
--Steven Seagal (Yasanın Üstünde [Above the Law])
Oğluma, tutmaya hazır olmadığın sözler verme.
--Geena Davis (Kazara Turist)
Yapabileceğinin en iyisi buysa, senin en iyin berbat.
--Jodie Foster (Sanık)
İyi bir tanık değilim, tamam mı? Çok kırılganım. Geçmişim sorgulanabilir. Sarhoşum. Taş kafalıyım. Uyuşturucu alışkanlığım var.
--Jodie Foster (Sanık)
Ne yaparsan yap ... küçük görme.
--Jim Carrey (Ace Ventura: Pet Detective)
Doğu yaşam tarzı bana çok cazip geliyor. Muhtemelen benim Japonlara olan sevgimi paylaşmıyorsun. harika küçük insanlar, harika... Çok yanlış anlaşılmış...
--Sydney Greenstreet (Across the Pacific)
Güzel bir gül yetiştirmek istiyorsan, gübre kullanmak gibisi yoktur.
--Wilfrid Hyde-White (Ada)
Bugün menüde yokum.
--Susan Hayward (Ada)
Bütün demek istediğim, bir erkeğin yapabileceği bir çok şey var ki toplumun gözünde gayet iyidir. Aynı şeyi bir kadın yaparsa, aynısını, derhal toplum dışına itilir.
--Katherine Hepburn (Adem'in Kaburgası)
Ben bir eş istiyorum, rakip değil.
--Spencer Tracy (Adem'in Kaburgası)
Ev, şapkanı giydiğin yerdir.
--John Lithgow (Buckaroo Banzai'nin 8. Boyuttaki Maceraları)
Gülebiliyorken gül, seni maymun çocuk.
--John Lithgow (Buckaroo Banzai'nin 8. Boyuttaki Maceraları)
Nereye gidersen git, oradasındır.
--Peter Weller (Buckaroo Banzai'nin 8. Boyuttaki Maceraları)
Hayatının en utandırıcı anından 10 saniye kadar uzaktasın.
--Andrew Dice Clay (Ford Fairlane'in Maceraları)
İnsan yüzü kızaran, ya da yüzünün kızarması gereken tek hayvandır.
--Fredric March (Mark Twain'in Maceraları)
Planlarını mı bozdum?
--Errol Flynn (Robin Hood'un Maceraları)
Gene yapardım, beni öldürmüş olsan bile.
--Olivia de Havilland (Robin Hood'un Maceraları)
Benim nefret ettiğim adeletsizlik, Normanlar değil.
--Errol Flynn (Robin Hood'un Maceraları)
Artık buna bir son vermenin zamanı.
--Errol Flynn (Robin Hood'un Maceraları)
-Empire State Binasının tepesi nasıl?
-Oh, evet. Mükemmel. New York'ta cennete en yakın olduğumuz yer.
-Güzel.
-102. kat. Asansöre binmeyi de unutma.
--Cary Grant ve Deborah Kerr (An Affair to Remember)
Sıcak anıları olmayanlar için kış soğuk olmalı.
--Deborah Kerr (An Affair to Remember)
Sevgili Tanrım, yolculuğumuzun sonuna geldik. Kısa bir süre sonra huzurunda olacağız. Merhametli olman için yalvarıyorum.
--Katharine Hepburn (Afrikalı Kraliçe)
Ne saçma bir fikir! Bayan, benim bir saçma fikrime karşılık 10 tane saçma fikriniz var.
--Humphrey Bogart (Afrikalı Kraliçe)
Bizi birlikte asar mısınız, lütfen?
--Katharine Hepburn (Afrikalı Kraliçe)
Bütün istediğim umursandığımı ve güvenlikte olduğum hissetmek.
--Michelle Pfeiffer (Masumiyet Çağı)
Hepsi bir tür hiyeroglifik dünyada yaşadı. Asıl şey hiç söylenmedi, hatta yapılmadı ve düşünülmedi, sadece gelişigüzel sembollerle gösterildi.
--Joanne Woodward (Masumiyet Çağı)
O bana iş verir, ben ona abideler.
--Charlton Heston (The Agony and the Ecstasy)
Kural #1: Kimseyi öldüremem.
--Robin Williams (Aladdin)
Kongre'de bulunmak bir çok iyi adamı mahvetmiştir.
--Denver Pyle (The Alamo)
Ben bir muhbirim, ikiyüzlü değil!
--Gene Lockhart (Cezayir)
Sen benin için nesin biliyor musun? Paris. İşte bu. Paris. Paris'te bir bahar sabahı.
--Charles Boyer (Cezayir)
Sanırım bütün yetenekli insanlar biraz acayip oluyor. Bu gerçekten onların cazibesinin bir parçası.
--Katherine Hepburn (Alice Adams)
Ben uzaklardayken IQlar birdenbire düştü mü?
--Sigourney Weaver (Aliens)
Cehenneme giden ekpres asansördeyiz, aşağı gidiyoruz.
--Bill Paxton (Aliens)
Katil mi dedim? Şampiyon demek istedim. Boks terimlerini karıştırmışım.
--George Sanders (All About Eve)
Diyelim ki öldün.
--Bette Davis (All About Eve)
Birbirimizi hak ediyoruz.
--George Sanders (All About Eve)
Niye hep mutsuz tavşanlar gibi görünüyorlar?
--Marilyn Monroe (All About Eve)
Ben ve Kayzer, ikimiz de savaşıyoruz. Tek fark, Kayzer burada değil.
--Slim Summerville (Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok)
Konu ülken için ölmekse, hiç ölmemek daha iyidir.
--Lew Ayres (Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok)
Beni affetmek zorundasın, yoldaş.
--Lew Ayres (Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok)
Ruh? Ruh hiç bir şeydir. Onu görebilir misin? Onu koklayabilir misin? Ona dokunabilir misin? Hayır...
--Walter Huston (Paranın Satın Alabileceği Her Şey)
Biz vazgeçmedik, sen vazgeçtin.
--Tom Cruise (All the Right Moves)
Memleketteyken herkes benim kabiliyetsiz olduğumu söylerdi. Burada da aynı şeyi söylüyor olabilirler, ama Franzıscası kulağa daha hoş geliyor.
--Gene Kelly (Paris'te Bir Amerikalı)
Ben bir konser piyanistiyim. Bu halen işsizim demenin havalı bir biçimi.
--Oscar Levant (Paris'te Bir Amerikalı)
Sadece şu kadarını söyleyeyim: Gençlik duygularımla başa çıkabilecek kadar yaşlıyım.
--Georges Guetary (Paris'te Bir Amerikalı)
Beş yüz bin dolar için hiçbir şeyden korkmam, ölümden bile!
--Susan Hayward (Among the Living)
Artık kim olduğumu bilmiyorum. Neyi hatırladığımı ve bana hatırlamam söylenen şeyi bilmiyorum. Gerçek nedir?
--Ingrid Bergman (Anastasia)
Majestelerinin yanında, hayat ebedi bir süt kasesi gibidir.
--Martita Hunt (Anastasia)
Evdeki tek hizmetçiyi öldürmek çok aptalcaydı. Şimdi marmelatın nerede olduğunu bile bilmiyoruz.
--Judith Anderson (And Then There Were None)
Köpeklerin pireleri olur, gazetelerin spor yazarları.
--Paul Douglas (Angels in the Outfield)
Lütfen espri yapma.
--Paul Douglas (Angels in the Outfield)
Bir sabah pijamamda bir fil vurdum. Onun pijamama nasıl girdiğini hiç bilmeyeceğim.
--Groucho Marx (Animal Crackers)
Bitti? "Bitti" mi dedin? Biz bittiğine karar verinceye kadar hiç bir şey bitmez. Almanlar Pearl Harbor'u bombaladıklarında bitmiş miydi? Kahretsin, hayır!
--John Belushi (Hayvan Evi)
Çocuklarımın hiçbirini sevmiyorum.
--Florence Eldridge (Ormanın Diğer Tarafı)
Bazıları savaştan hiç dönmemeli.
--John Dall (Ormanın Diğer Tarafı)
Şu masada sabah altıya kadar sizin için 1000 dolar olacak. Erkenden trene binin. Şu an susmanızı isteyen yaşlı babanıza her yıl Noel'de bir kart atın.
--Fredric March (Ormanın Diğer Tarafı)
Bu tür gerçekleri biliyorum, çünkü bir sigorta şirketinde çalışıyorum.
--Jack Lemmon (The Apartment)
Bir kadınla 12 yıl evli kaldıktan sonra, kahvaltı masasına oturup, "şekeri uzatır mısın? ... bu arada, ben boşanmak istiyorum," diyemezsin. Bu o kadar kolay değil.
--Fred MacMurray (The Apartment)
Sadece anlamıyorsun.
--Marlon Brando (The Appaloosa)
Damarlarında bir yerde bir böcek var. Onu tedavi ettir, yoksa hepimizi öldürteceksin.
--Paul Stewart (Tehlikeyle Randevu)
Mutlu değilim ... hiç mutlu değilim.
--Walter Abel (Arise My Love)
Önce beni öldürmek istiyorsun, şimdi beni öpmek istiyorsun.
--Bruce Campbell (Army of Darkness)
Ailemde çılgınlık koşuşturuyor, daha doğrusu tırıs gidiyor.
--Cary Grant (Arsenic and Old Lace)
Beyefendilerden biri, "Ne kadar lezzetli!" diyecek zaman buldu.
--Jean Adair (Arsenic and Old Lace)
-Banyo yapacağım.
-Medyaya haber vereyim.
--Dudley Moore ve John Gielgud (Arthur)
Gerçekçe konuşur musunuz?
--Charlton Heston (Arrowhead)
Şu göğüslere bak! Güzel değil mi?
--Elizabeth Taylor (Ash Wednesday)
Dövüşürken hanımefendi değilim.
--Maureen O’Hara (At Sword’s Point)
Atlas Okyanusu o zamanlar bir şeydi. Evet, Atlas okyanusunu o günlerde görmeliydin.
--Burt Lancaster (Atlantic City)
Ayrıca ben nasıl anne olabilirim? Anne olamayacak kadar meşgulüm.
--Rosalind Russell (Auntie Mame)
Hiçbir şey için endişelenme. Tamamen yangın sigortası kapsamındayım.
--Rosalind Russell (Auntie Mame)
Vücudundaki bütün kemikleri kırmam gerekse bile bu çocuğu Tanrı'dan korkan dürüst bir Hıristiyan yapacağım.
--Fred Clark (Auntie Mame)
Saçımı senin yaptığın gibi doğal tutsaydım, kel olurdum.
--Rosalind Russell (Auntie Mame)
Hayat bir şölen ve bir çok gariban açlıktan ölüyor.
--Rosalind Russell (Auntie Mame)
Hayatımın detayları önemsiz.
--Mike Myers (Austin Powers: International Man of Mystery)
Bu odayı kimse terketmeyecek, cüzdanımı kaybettim.
--Irene Dunne (The Awful Truth)
Resimlerini gazetede görmüştüm ve neye benzediğini merak ediyordum.
--Irene Dunne (The Awful Truth)
Ona onu görmek istediğimi söyle. Ona boks eldivenlerini giymesini söyle.
--Irene Dunne (The Awful Truth)
Geri geldin ve beni gerçekle yakaladın, ve gerçekten daha mantıksız birşey yoktur.
--Irene Dunne (The Awful Truth)
Geri Dön
|
Ana Sayfa
|
|
|