kişisel web sayfası, yazılar, yorumlar, makaleler, özgeçmiş
her şey hakkında bir şey veya bir şey hakkında hiç bir şey...

Kara Delikler Üzerine - 3 - Bir Kara Deliğe Düşersem bana Ne Olur? (25 Ağustos 2007)


Diyelim ki uzay aracımıza bindik ve galaksimizin merkezindeki milyon Güneş kütleli kara deliğe doğru yöneldik. (Aslında galaksimizin merkezinde bir kara delik olup olmadığı hala tartışmalı, ama farz edelim ki orada bir tane var.) Kara delikten epey uzaklarda roketleri kapatarak, vitesi boşa almış gibi, aracı kendi haline bırakalım. Neler olur?
Önceleri hiç bir şekilde çekim etkisi hissetmeyiz. Serbest düşme halinde olduğumuzdan vücudumuzun ve aracımızın her parçası aynı şekilde çekilir ve düşer; kendimizi ağırlıksız hissederiz. (Bu tamamen Dünyanın çevresinde yörüngedeki astronotların karşılaştığı durumun aynısıdır: Dünya hem astronotları hem de uzay aracını çektiği halde, her şey kesinlikle aynı biçimde çekildiğinden astronotlar çekim etkisini hissetmezler.) Deliğin merkezine yaklaştıkça çekim kuvvetlerinin med-cezirlerini hissetmeye başlarız.
Ayağımızın aşağıda (merkeze daha yakın), başımızın yukarıda olduğunu farz edelim. Kütle çekimi merkeze yakın olan kısımlarda daha fazladır; bu da ayaklarımıza etkiyen çekim kuvvetinin başımıza etkiyenden daha şiddetli olması demektir. Bunun sonucunda boydan çekilerek uzatılmakta olduğumuz hissine kapılırız. (Bu kuvvetlere med-cezir kuvvetleri denir, çünkü yeryüzündeki med-cezirlere neden olan kuvvetlere tamamen benzer.) Merkeze yaklaştıkça med-cezir kuvvetleri şiddetlenir ve neticede bizi parçalara ayırır.
Düşmekte olduğumuz kara delik gibi çok büyük kara deliklerde med-cezir kuvvetleri merkezden yaklaşık 600,000 kilometre uzaktan itibaren fark edilir hale gelir. Bunun bizim olay ufkunu geçmemizden sonra olduğuna dikkat edin. Daha küçük bir kara deliğe, mesela Güneş kütleli birine, düşüyor olsaydık med-cezir kuvvetleri merkezden yaklaşık 6000 kilometre kadar uzakta bizi rahatsız etmeye başlardı ve ufku geçmemizden çok daha önce parçalanmış olurduk. (Önce büyük bir kara deliğe gitmemizin nedeni buydu: Parçalanmadan önce içeriyi bir görelim istedik.)
İçeri düşerken neler görürüz? Şaşılacak bir şey, ama özellikle ilginç bir şey görmezdik. Kara deliğin çekimi ışığı büküp onun yolunu değiştirdiğinden uzaklardaki nesnelerin (yıldızlar filan) görüntüleri acayip şekillerde çarpıtılmış olurdu, ama hepsi bu kadar. Ufku geçtiğimiz anda herhangi özel bir şey meydana gelmez. Ufku geçtikten sonra bile hala dışarısını görebiliriz: Ne de olsa dışarıdaki cisimlerden gelen ışıklar ufku geçmekte ve bize kadar ulaşmaktadır. Tabi dışarıdaki biri bizi kesinlikle göremez, çünkü bizden çıkan ışıklar olay ufkunu geçip de dışarı kaçamaz.
Bütün yolculuk ne kadar sürer? Bu, tabii ki, ne kadar uzaktan başladığımıza bağlıdır. Diyelim ki, tekillik noktasından (yani, kara deliğin merkezinden) kara delik yarıçapının (yani, olay ufkunun yarıçapının) 10 katı kadar uzaktan başladık. Bu durumda milyon Güneş kütleli kara delik için ufka ulaşmamız 8 dakika sürerdi. Buraya kadar geldikten sonra tekilliğe çarpmamız sadece 7 saniye sürerdi. Bu arada, zaman ölçekleri kara deliğin büyüklüğüyle doğru orantılıdır; küçük bir kara deliğe zıplarsak, sona ulaşmak daha kısa sürer.
Ufku geçince kalan 7 saniyemizde panikler ve singülariteyi ıskalamak için umutsuzca roketlerimizi ateşlemeye çalışabiliriz. Ne yazık ki çaresiziz; tekillik geleceğimizdir ve gelecekten kimse kaçamaz. Daha da kötüsü, kara deliğin içindeki fizik yasalarına göre, kaçmak için roketleri ateşlemek tam aksi tesir yapar: Roketleri ne kadar çok ateşlersek, tekilliğe o kadar çabuk çarparız. İyisi mi, arkamıza yaslanalım ve gezintinin keyfini çıkaralım. (Bu konuyu hipotetik ışıktan hızlı parçacıkları inceleyeceğim bir yazıda ele alacağım; şimdilik bu kadarıyla yetinin.)



Geri Dön | Ana Sayfa
 
Son güncelleme: 29 Ağustos 2008 23:23
Bu sayfadaki içeriği izinsiz kopyalayan eşek kulaklıdır.
© Ali AYEN Ankara - 2007