 |
DİM
Dezenformasyon İzleme Merkezine Hoş Geldin
Dezenformasyon, insanları yanıltma amacıyla yanlış, fazla ya da eksik bilgi vermektir. Burada kelimenin anlam ve amacını biraz aşan yazılar bulunuyor.
Medya dezenformasyonun bir numaralı kaynağıdır. Tv, radyo, gazete, kitap ve dergiler yoluyla her gün yüzlerce değişik konuda bilginin açık hedefiyiz. Bu bilgilerin azımsanmayacak bir kısmı, kasıtlı veya kasıtsız okuru/seyirciyi yanıltır. Ben konunun sadece bu sayfaları ilgilendiren bölümleriyle, yani, mantıksal ve bilimsel hatalar içeren, dilin lastikli kullanımından yararlanarak yanıltma amacını güden ifade ve fikirlerle ilgileneceğim.
Mantıksal yanlışlıklar, mantıksal çıkarım kurallarının ihlal edilmesiyle (biçimsel yanlışlar), hatalı içeriklerle veya bağımsız başlıklarla ifade edilen yanlışlıklar şeklinde tezahür eder. Bu konuda Türkçe bir kaynak olarak İbrahim Emiroğlu'nun Mantık Yanlışları'nı önerebilirim. (MÜ İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları)
Bilimsel yanlışlıklar da çeşitli başlıklar halinde gelir. En yaygın olanı, benim bilimsi olarak tercüme ettiğim pseudo-science yanlışlıklarıdır. Bilimi seven fakat formel bilimsel eğitim almamış olanları aldatmada kullanılır. Yöntem şöyledir: Yazar bilimin verilerinden bazı spekülatif sonuçlar çıkarır ve bu sonuçları bilim dışı bir tezi savunmak için kullanır. Bunu çarpıcı kelimelerle muğlak fakat ikna edici ifade ve referanslarla yapar. Örneğin, ABD'de filanca üniversitedeki filan profesörden bir alıntı yapılır. Sıradan bir okuyucu genellikle bu alıntının kaynağına ulaşamayacaktır. Savunulan tez duygu, görüş ve düşüncelerine uygunsa, artık doğru kabul edilecektir, çünkü kitapta öyle yazmaktadır. Bu yöntemi kullananlar arasında ünvan sahibi kişiler bulunabilir, ancak ünvanlarının dışındaki bir konuyu ele almış da olabilir. (Tabi bu durumda argumentum ad verecundiam yanlışlığı ortaya çıkar.) Ayrıca ünvan gösterişli fakat uyduruk olabilir, UFO araştırmacısı gibi. Yahut da, ünvanı kendinden menkuldür, hiç bir yerde izine rastlayamazsınız.
Mantık yanlışları kategorisine sokulabilecek fakat ayrıca sözünü etmeye değer bulduğum bir kandırma çeşidi de, dilin muğlak kullanılmasıdır. (Buna anlatım bozukluğu da deniyor.) Bazı gramer unsurlarının açıkça belirtilmemesi, yanlış yerlerde belirtilmesi veya kelimelerin yanlış anlamlarda kullanılması kandırmaca veya anlamsız anlamlara yol açar. (Anlamsız anlamlarla ilgili taze bir haber: '98 Türkiye güzeli ... "-Hakkımda çıkarılan dedikodulara inanmıyorum," diyor.') Bu türe okuyucu veya dinleyiciyi kendi görüşleri doğrultusunda ikna etmeyi amaçlayan haber ve reklamlarda çok rastlanır. İşte bir örnek: "... Bankası, çok kazandıran banka." Kime?
Bir değişiklik yapıp bu sayfaya iki laf ekleyeyim:
"Yalnız iki şey sonsuzdur: Evren ve insanın aptallığı, ancak birinciden o kadar da emin değilim." Albert Einstein.
"Sonsuz olan tek şey kendimizi aldatma kapasitemizdir."
Geri Dön
|
Ana Sayfa
|
|
|